Dünya Mirasları Asıl

Hattuşa Hitit Başkenti

HATTUŞA-BOĞAZKALE
M.Ö. 2. binyılda Mısır, Babil gibi Eski Doğu’nun süper güçlerinden biri olan Hititler, M.Ö.1200 yıllarına kadar Anadolu’nun büyük bir kısmına ve Kuzey Suriye’ye hükmetmişlerdir. Bu İmparatorluğun başkenti Hattuşa, Çorum-Boğazkale ilçesindedir. Arkeolojik kazılarda gün ışığına çıkarılarak restore edilen ve bir açık hava müzesi niteliğinde ziyaret edilebilen kalıntılar, Tarihi Milli Parkı’nın da odak noktasını oluşturmaktadır. Hattuşa, 1834 yılında Charles Texier tarafından keşfedilmiştir. Bu aslında yalnızca Hattuşa’nın keşfi değil, tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfidir. Hitit İmparatorluk döneminde, yani M.Ö.1400–1200 yılları arasında, şehir yaklaşık altı kilometre uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. 
Bu yeni sur üzerinde bulunan, anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. Güney batıda, dış yüzünde aslan kabartmaları bulunan Aslanlı Kapı’yla, iç yüzünde, silahlı tanrının, görkemli bir şekilde kabartma olarak işlendiği Kral Kapı, bunların en önemlileridir. Kentin güney ucundaki Yer Kapı’nın özel bir rolü olmalıydı. Burada 30 m. yüksekliğinde, 250 m. uzunluğunda ve 80 m. genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Tam bu kapının altında, Hatuşa’nın bugün içinden geçilebilen tek tüneli vardır. 71 metre uzunluğunda ve 3 metre yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.
Hitit metinlerinde sık sık “Hattuşa ülkesinin bin tanrısından” söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu İmparatorluk ve kült başkenti Hattuşa’da kendilerine bir tapınma yeri edinebilmişlerdir. Başkent Hattuşa’da bu güne kadar 31 tapınak açığa çıkartılmıştır. Hattuşa’nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınaktır. İki kült odası olduğu için tapınak, imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan Hava Tanrısı ile Arinna’nın Güneş Tanrıça’sına adanmıştır.
Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö.1200 yıllarından hemen sonra yıkılmasıyla, Hattuşa başkent özelliğini yitirmiştir.
 YAZILIKAYA 
Hattuşa’nın en büyük ve etkileyici kutsal mekânı, şehrin dışında yer alan, yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya Tapınağı’dır. 
Yazılıkaya Kaya Tapınağı, Aşağı Şehir'deki Büyük Tapınağın yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda kayalık bir yamaçta yer alır. Şehirdeki tapınak yapılarından farklı olarak burası A ve B odalarından oluşan, 12 metreye varan kayalıklarla çevrili bir açık hava tapınağıdır. MÖ. 15. yüzyıldan itibaren kullanılan Yazılıkaya'da Hitit sanatçıları ancak MÖ. 13. yüzyılda kayaya uzun sıralar halinde tanrı ve tanrıça kabartmaları işlemişlerdir. Burası olasılıkla "Yeni yıl şenliği evi" dir. Hava tanrısına ait bu evde yeni yıl ve ilkbahar kutlamalarında tüm tanrılar bir araya geliyorlardı. Tapınak’ta 90’dan fazla tanrı, tanrıça, hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya üzerine işlenmiştir.
Yazılıkaya A Odası’nda kayaya işlenmiş kabartma figürlerin özel bir düzeni ve tertibi vardır. Burada sol kaya yüzeyinde ikisi dışında yalnız tanrılar, buna karşın sağ tarafta da yalnız tanrıçalar tasvir edilmiştir. Ana sahnede Hava tanrısı ile eşi Güneş tanrıçası ve çocuklarının karşılaşması resmedilmiştir. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha büyük boyutlarda Kral IV. Tuthaliya’nın tasviri vardır. 
B Odasındaki kabartmalar; yan duvarlara dört bağımsız figür halinde işlenmiştir. A Odası’nın başlangıcında tanrılar geçidinde de tasvir edilen ve orak biçimli kılıç taşıyan On iki tanrı ve “Kılıç Tanrısı” Nergal, öbür dünya ile ilişki kuran yeraltı tanrılarıdır. Kral IV. Tuthaliya’nın koruyucu tanrısı olan Şarruma, krala sarılmış ve ona yol gösteren bir durumda tasvir edilmiştir. 
. Hattuşa, 1986 yılında, Kültürel olarak UNESCO tarafından Dünya Miras listesine alınmıştır. Ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesinde” yer almaktadır.